Şen Gönüller Diyarı, tarih boyunca, yaşamın bizzat kendisini bir güzellik ve bir zevk haline getiren Boğaziçi’nin geçmişine uzanıyor. Bu geçmişe dönüp bakıldığında o zamanların insanları bereketli denizinde balık avlamış, turkuaz denizinde kayıklarla gezmiş, gece çökünce yalnızca ay ışığının aydınlığında yüzlerce kayığın katıldığı mehtap âlemleri düzenlemiş, her derde deva sularında hem eğlenmiş hem de şifa bulmuş ve plajlarında denize girmiş.
.:. Bir Gün, Gece / Mine G. Kırıkkanat
Bir gün. Belki çok uzak, belki çok yakındı o gün. “Bu geceden sonra epeyce bir şeyler olur. Fakat gelişmeleri kestirmek güç.” Gece uzun olacaktı, belli.
Üstelik o, Tanrı’nın cezalandıran eli, celladıydı. Çok eskiden, hani o dilini öğrendiği ülkenin tarihinde, cellatların devletten para almadıklarını, esnaf tarafından beslendiklerini okumuştu. Manav sebzesini, kasap etini, terzi giysisini verir ve fırıncı, her öğün bir ekmeği tersine çevirip tezgâhın üstüne koyardı. İnsanlar bilirdi ki, o tersine çevrilen ekmek “celladın payı”dır. Ve kimse dokunmaz, çünkü uğursuz sayılırdı.
Şen Gönüller Diyarı, tarih boyunca, yaşamın bizzat kendisini bir güzellik ve bir zevk haline getiren Boğaziçi’nin geçmişine uzanıyor. Bu geçmişe dönüp bakıldığında o zamanların insanları bereketli denizinde balık avlamış, turkuaz denizinde kayıklarla gezmiş, gece çökünce yalnızca ay ışığının aydınlığında yüzlerce kayığın katıldığı mehtap âlemleri düzenlemiş, her derde deva sularında hem eğlenmiş hem de şifa bulmuş ve plajlarında denize girmiş.
.:. Bir Gün, Gece / Mine G. Kırıkkanat
Bir gün. Belki çok uzak, belki çok yakındı o gün. “Bu geceden sonra epeyce bir şeyler olur. Fakat gelişmeleri kestirmek güç.” Gece uzun olacaktı, belli.
Üstelik o, Tanrı’nın cezalandıran eli, celladıydı. Çok eskiden, hani o dilini öğrendiği ülkenin tarihinde, cellatların devletten para almadıklarını, esnaf tarafından beslendiklerini okumuştu. Manav sebzesini, kasap